KIRIK DİŞİ YÜZÜNDEN DİL KANSERİ OLDU

Dilindeki yara büyüyünce peltek konuşan, S’leri söyleyemeyen, kolları moraran ve gözleri kanlanan Hüseyin, doktordan korktuğu için gitmediğini söyledi. Bu süreçte 6 kilo veren Güvenaltun, dilinin büyük bir kısmı alındığı için tat alma duyusunu büyük oranda kaybetti. Ölümden dönen genç adam bundan sonraki hayatında da konuşmakta güçlük çekecek.

3’üncü evre dil kanseri teşhisi konulan Güvenaltun, ameliyatla sağlığına kavuştuktan sonra en çok hamburger yemeyi özlediğini ifade etti. Hastaneden taburcu edilen Güvenaltun, önce işe başlayacağını ardından da ertelediği nişanını yapacağını dile getirdi.

10 OCAK’TA NİŞANI VARDI, ERTELENDİ

Hüseyin konuşmakta zorlandığı için hastalık sürecini anlatan annesi Hatice Eryılmaz, “Oğlumun 2 dişi çürüktü, biri çekildi diğerine iltihap olduğu için doktor önce tedavi vermiş, sonra çekelim demiş. Oğlum da ağrısı geçince dişin çekilmesi için gitmemiş. Diş zamanla kırılıp, dilini kesmiş, oğlum geçer diye önemsemedi. 1 aydan sonra yara iyileşmeyince biz de tedirgin olduk ama oğlum geçeceğini söyledi. Dildeki yara büyüdü, konuşmakta, yemede, içmede zorluk çekiyordu.  Ağrılarından dolayı sürekli ağrı kesici kullanıyordu. Oğlum biraz ihmalkâr davrandı. Çok korktuk çünkü yaşı küçük, hiç aklımızda yoktu. Alkol ve sigara da kullanmazdı. Şükür ameliyattan sonra daha iyi olacağız. 10 Ocak’ta nişan yapacaktık, yarası geçmeyince doktor arayışına girdik. Bazı doktorlar bizi daha çok korkuttu. En sonunda Tayfun hocamla tanıştık, bize umut oldu. Çok şükür şu anda oğlum iyi. Çok hareketli, yerinde duramayan bir çocuktu, bir anda her şeyden kopması ona da bize de ağır geldi. Oğlum bir giyim mağazasında müdür, işine de dönecek patronları ve nişanlısı bu dönemde bizi hiç yalnız bırakmadı” dedi.

PROF. DR. APUHAN: DİL KANSERİ HIZLI YAYILIR, ÖLÜMCÜLDÜR

Hüseyin’in ameliyatını yapan Hisar İntercontinantal Hospital’dan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı (KBB) Prof. Dr. Tayfun Apuhan ise dil kanserine yönelik ve hastanın son durumuna ilişkin şunları söyledi:

“Dil kanseri boş boyun kanser türleri arasında önemli bir yer tutuyor. Erken teşhis konulup yeterli tedavi yapılmazsa ağız tabanından boyun bölgesine oradan da vücuda yayılarak ölümcül olabilir. O nedenle dil kanserine neden olan etmenlerin bir an önce ortadan kaldırılması gerekir. Hasta bir süre sonra çiğnerken, yutkunurken dil hareketlerinde kısıtlanma, ağrı, uyuşukluk meydana gelir. Boyun bölgesinde metastaz olduysa lenf bezleri büyür. Kulak ağrısı olabilir. Alkol, sigara, gözden kaçmaması gereken HPV virüsü, diş çürüğü, kırığı bu etmenler arasında yer alıyor. Hastamız uzun süre diş problemi yaşamış, kırık ve çürük dişi nedeniyle özel bir merkeze başvurmuş. Diş tedavisi devam ederken dilinin sol tarafında özellikle çürük ve kırık olan dişin yanında yara oluşmuş. Bir süre sonra hasta dilini hareket ettiremez hale gelmiş. Kişilerde dil kanserini genelde 40’lı yaşlardan sonra görürüz. Hastamız genç, aklına böyle bir şey olacağı gelmemiş, geciktirmiş doktora başvurmamış.”

“HASTAYI ACİL OLARAK AMELİYATA ALDIK, TÜMÖRLÜ DOKUYU ÇIKARDIK”

Hüseyin’in çok genç olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Apuhan, “Hasta bize geldiğinde dilinin üzerinde kırmızı, beyaz renkli kanseri andıran bir görüntüyle karşılaştık. Yapılan testlerden sonra dil kanseri teşhisini koyduk, hızlı yayılmıştı. Dilin çok az bir kısmında tümörlü doku yoktu. Hastayı acil olarak ameliyata aldık. Ameliyat sırasında tümörlü dokuyu çıkardık, kanser boyun bölgesine sıçramıştı oradaki lenf bezlerini temizledik. Daha sonra ağız tabanının tamirini yaptık. Dili flep ile onardık. Ameliyat 6 saat sürdü, başarılıydı. Hastamızın sağlık durumu iyi, taburcu edeceğiz. Diş çürüklerini, kırık dişleri özellikle sağlıksız yapılan diş protezlerini mutlaka kontrol etmek lazım. Bunlar dil kanserlerine zemin hazırlar” diye konuştu.

“TAT ALMA KAYBI OLACAK”

Ameliyat sonrasında radyoterapi planladıklarını söyleyen Prof. Dr. Apuhan, “Kanser tekrarlayabilir ama cerrahi sınırları temizledik, yakından takip edeceğiz. Hastamız kısmen şanslı biraz da olsa konuşabilecek, dilinin büyük bir kısmını tekrarlama riski yüksek olduğu için aldık. Vücudunun başka bölümünden dil kısmına doku transferi yapabiliriz. Tat alma kaybı olacak. Hasta 1 ay içerisinde normal hayatına dönebilir” ifadelerini kullandı.

AMELİYAT SIRASINDA NAZAL ENTÜBASYON YAPILARAK NEFES ALMASI SAĞLANDI

Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Yakup Tomak da “Baş ve boyun bölgesinde yapılan böyle büyük operasyonlar anestezi açısından da önem arz etmektedir. Ağız ve boyun bölgesinde çalışılacağı için ameliyat süresince nazal entübasyon dediğimiz burundan bir tüp yerleştirerek akciğerlere kadar indirip hastanın solunumunu devam ettirdik. Değerleri stabildi, uygun bir şekilde uyandırdık. Hasta bana operasyon öncesinde ameliyattan sonra çok ağrım olacak mı diye sormuştu. Ben de kesinlikle ağrın olmayacak, biz sana çok güzel bir şekilde ağrı kesici bir sistem oluşturacağız dedim. Biz buna hasta kontrollü analjezi diyoruz. Bir pompa vasıtasıyla damar yolunda hasta ağrı kesicinin dozunu kendisi ayarlıyor. Bu sistemle hasta ağrısız bir dönem geçirdi. Ameliyat sırasında ve sonrasında anestezi açısından bir sorun yaşamadık. Hastamızı sağlıklı bir şekilde taburcu ediyoruz” dedi.

 

 

YORUMLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir